
TAZİYELER
AZİZ KARDEŞİM HASAN BEY,
“İnnee lilleehi ve innee ileyhi raaciuun.”
Evet, O'ndan geldik, yine O'na döneceğiz. Kâinatın yegâne hakimi O. Sevgili Emin'i hayatının baharında, gönülleri onun sunduğu o güzelim bilgilere aç insanların yanından alıp kendi yanına çeken ilâhî kudretin kim bilir bu işte ne incelikleri ne hikmetleri var?
Sevgili Emin'i asıl yurdumuzda sizlere şefaat edeceği günleri sevinçle beklediğimi umuyorum. O sizin en büyük sermayeniz.
Sana ve yengeme başsağlığı diliyor, gözlerinden öpüyorum.
12 Mayıs 1999 İstanbul / Kardeşin M. Yaşar Kandemir (İmza)
* Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Edirne Lalapaşa'da asteğmenlik yapmıştır. Eski bir dost olarak, Hafız K. Emin'in vefatının ardından babama yukarıdaki başsağlığı mesajnıı göndermiştir.
EMİN EFENDİ'NİN ATA ANASINA
Esselamü aleyküm,
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlarım. Çok çok muhterem ve hürmetli olan Emin Efendi'nin ata, ana ve bacı kardaş ailesine. İlk önce selamlarımla yüce Allah'tan sizlere büyük sabırlar dilemekle, sıhhat ve afiyet Cenab-ı Hak'tan temenni ederim. Emin Efendi Oğlumuzun facialı ölümü ile sizlere başsağlığı dilerken yine tükenmez sabırlar dilerim.
Hürmetli ata ana, Emin Efendi Oğlumuzun facialı ölümü, tek sizi değil, belki de sizden çok bizim aileyi ve şahsen beni ve O'ndan Kur'ân dersi alan bütün öğrencileri ve onların ailelerini kederlendirmiş ve yasa boğmuştur. Ben bu güne kadar Emin Efendi'ye, Emin muallim dememişem. O'na oğlum Emin demişem. 1994 yılında temmuz ayında Zagata'nın Kandak Kentine (köyüne) benim yanıma gelmiştir. Ben bu kentin imamıyam. Kendim 62 yaşındayım 4 oğlum ve 5 kızım var. Emin'de bizim 9 evladıma ilave olarak onuncusu Emin oğlum olarak görmüşümdür.
Emin bizim köyden gittiği zaman hazırladığımız teyp bandı, teyp kaseti, benim kısada olsa bir konuşma yapmıştım. O'nunla çoklu şekillerimiz yani fotoğraflarımız var. O benim siyah fesimi giyip, ben de O'nun beyaz takkesini giydim ve bu şekilde çekilmiş fotoğraflarımız var. Ben O adamım. O Murat kişiyim. Ben Emin'e öyle tembih etmiştim ki, o her zaman öz atasının, öz babasının evine geldiği gibi, bizim evimize gelsin, hiç çekinmeden. Yemeğimi yemesi konusunda da O'na sıkı sıkı tenbih etmiştim. Öylece gelip bir evladımız gibi gelir yemeğini yer ve derse giderdi. Bizim çocuklarla da çok iyi bir şekilde kardeş olmuştu.
Bizim Kentten (köyden) Türkiye'ye gittiğinde Azerbaycan'a dönünceye kadar mektuplaşırdık. O Azerbaycan'a tekrar döndüğünde Şeki'de derse başlamıştı. Bu dönemlerde beni gelerek ziyaret etmişti. Şeki'den Aliabad medresesine geldiğinde yine dostluğumuz devam etti. Sık sık ata oğul gibi kendisiyle görüşüyorduk. Aliabad ile Kandak kenti arası yaklaşık 9 km. kadardır.
Emin'in dindarlığı ve güzel ahlakından dolayı O'nu o kadar sevdik ki O'nu Emin Muallim diye değil oğlumuz Emin diye çağırıyorduk. O'nun bu kötü haberi bizi son derece üzdü. Ben O'nun defin merasimine iştirak ettim. Sizin Emin'in kardeşi olan oğlunuzla görüştüm. Kısa da olsa baş sağlığı diledim. Fakat Emin'in kardeşi beni tanımazdı. Definin 3. günü Kurban Bayramı'nın ikinci günü ise kabrini ziyarete gittik. Kabir üstünde O'nun bir kaç öğrencilerini gördük. Onlar kabri çevrelemiş olarak oturup Kur'an-ı Kerîm okuyarak dua ederdiler. Bu işe kederli olsam da çok sevindim ki öğrencileri hocasının kabrini ziyaret edip hocalarını yalnız bırakmamışlar. Bu olaya çok sevindim. Biz de kabri ziyaret ettik dua ettik ve döndük.
Hürmetli baba ve ana, siz çok üzülmeyin. Zannetmeyin ki Emin Oğlumuz gurbet elde anasız babasız, bacı kardeşsiz defn olundu. Yok hayır böyle olmadı. Biz aksakallılar O'na baba – ana, gençlerde; akraba bacı ve kardeş olarak Oğlumuz Emin Efendi Hoca'yı defn eyledik. Bu keder üzüntü tek sizin değil, aynı zamanda bizim de kederimiz, bizim de en büyük üzüntümüzdür. O ölmemiş, bizim gönlümüzde Aliabad halkının ve aynı zamanda Kandak halkının gönlünde, hiç bir zaman ölmeyecek bir şehidimizdir.
Ben zaten çok memnun olmakla beraber, size de çok minnettarım ki, evladımızı bize emanet ettiniz. Allah sizden razı olsun. Bizim halkımıza Emin Efendi oğlumuzun İslâmî yaşantısı örnek olacaktır. O'nun inşallah amel defteri kapanmayacak ve kıyamete dek inşallah O'na sevap olacak. Ve bu sevabın kendisine olmasını Cenab-ı Allah'an niyaz ederiz.
Siz çok iyi bilirsiniz ki, bütün mülk Allah'ındır. Oğlumuz Emin'de Allah'ın bu mülkünün içersindedir. Allah O'na gani gani rahmet eylesin. Allah Emin Oğlumuzu nur içinde yatırsın. Şehidler ve salihler zümresiyle haşretsin. Ve bizlere de Cenab-ı Allah etsin ki, kıyamette O'nunla cennet mekanında görüşmeyi, Allah bizlere nasip eylesin. Sizden bir isteğim var ki, siz O'nun kabrini ziyarete geldiğiniz zaman, bizim kente gelmenizi ve sizlerle görüşüp tanışmak istediğimi sizlere ifade etmek isterim. Bir de sizlerle devamlı olarak bağlantı kurmak ve mektuplaşmak isterim. Ben size söz veriyorum ki ben sağ olduğum müddetçe Emin Oğlumuzun kabrini fırsat buldukça ziyaret edeceğim inşallah. Bir ata gibi, bir baba gibi.
Burada mektubuma değil de satırlarıma üzülerek son verirken sizlere Cenab-ı Hak'tan çok çok sabrı cemiller lutfetmesini dilerken oğlumuz Emin Efendi'ye de yine Allah'tan sonsuz rahmetler dilerim.
Esselamü aleyküm verahmetullah.
ADRES:Azerbaycan respublikası Zagatala Reyonu, Kandak Kenti İmam Abdurrahmanov Murat Mecidoğlu. 30.Mart 1999
Mektubumu Azeri Dili'nden Türk Dili'ne çevirip yazan, yine Emin'in arkadaşı Emin Efendi'yi çok seven Bursa'lı Şaban Tuna.
Ey Emin Hocamın babası!
Emin Hocam benim de çok sevdiğim arkadaşımdı. Ama ne yapalım takdiri ilahi, takdiri İlahi'nin önüne geçmek mümkün değil. Emin'i çok sevmemin sebepleri: Hem din kardeşim olduğundan hem de okulunu Bursa İlahiyat'ta okumasından yani aynı hocaların talebesi olmamızdan dolayı ve hem de Emin arkadaşımın da son derece İslâm'a bağlılığından O'nu çok sevdim. Allah için sevdim.
O'nun için üzülmeyin çünkü O yüzde yüz şehid. Cenab-ı Mevlamız Emin Oğlunuzun ve benimde Emin arkadaşımın şefaatına bizleri nail eylesin.
Allah sizlere sabırlar versin. Sizler de Allah'a emanet olunuz. Sizler de benim anam babam sayılırsınız. İnşallah Türkiye'ye geldiğimde sizleri ziyaret edeceğim.
Eselamü aleyküm ve Rahmetullah.
Kandak Kenti İmamı Komşu Kent Din Görevlisi
Murat Mecidov Şaban TUNA (İmza)
EMİN YETER HOCA'NIN ANNESİNE
Çok değerli teyzeciğim, Rabbimin en güzel selamı, rahmeti, bereketi sizin, ailenizin ve tüm müslümanların üzerine olsun. Canım teyze nasılsınız? Ben Zehra'yım. Hani Hosrov'da son gününüzde sizinle görüşmüş ve konuşmuştuk. Belki tanıdınız. Siz de bana “Kızım bu gün aşure giriyor, oğluma bir yasin okur musun?” dediniz. Bilmiş olun ki, emaneti yerine getirdim.
O gece çok duygulandım. Emin Hak'ta çok düşündüm. O ilk Azerbaycan'a geldiğinde bizim Mingeçevir şehrine gelmişti. Hani size söylemiştim, bizde çok misafir olmuştu. Emin hoca bana hocalık yapmamış, ders vermemiş aslında. Ama benim O'na özel bir saygım vardı. Gerçekten O'nda ibret alınacak çok şey vardı. Yüzünde öyle bir nur vardı ki mimikası(mimikleri) sanki herkesin derdi O'na yüklenmiş ve ümmetin haline O yanıyormuş. Ben bunu O'nun sağlığında da söylüyordum arkadaşlarıma.
Teyze en son (Ben Türkiye'deyken) Emin bize gelmiş (evimize) annemle görüşmek için. Annem ikram yapmış, fakat “vaktimiz yok. Hala seninle görüşmek için geldim.” Demiş ve gitmiş. Geziye arkadaşlarını getirmiş. Onun için buraya kadar gelmişken görüşeyim demiş. Yani (Misafirimiz olmuş, ekmeğimizi yemiş) bunları unutmamış. Hakkı var demiş ve kapıya kadar gelerek annem ve babamla görüşmüş.
Teyzeciğim ben size samimi söylüyorum ki, Emin Hoca Türkiye'den buraya gelenler arasında her hal ve hareketiyle, ahlakıyla tek ve yegane insandı. İşte bunları düşünerek kendimi tutamadım artık ve nihayet düşüncelerimi acizane olarak beyaz bir kağıda dökmeyi karara aldım. Ve en sonunda bu acizane şiir alındı.
Canım Teyzem eğer bu şiirle sizi bir anlıkta olsa teselli edebildiysem bana ne mutlu! Benden bu kadar. Allah'a emanet olun. Rabbim size bol bol sabr versin. Emin Hoca'ya da rahmet etsin. Bu şiiri evinizin bir köşesine asın.
Bir daha görüşmek ümidiyle ayrılır ve o gül kokulu ellerinizden öperim. Allah'a emanet olun. Eğer mümkün olursa mektubuma cevap yazarsanız çok sevinirim. Yazarsanız Şule bana gönderebilir, kurstan.
26.4.99 Zehra Seyyid Azerbaycan
ANNESİNE
(bih) (Emin Yeter Hoca'nın ruhuna hitab ettiğim acizane şiir.)
|
Kaç senedir ayrılıb anne-babandan,
Kendini hizmete vermiştin candan.
Hürmet kazanmışdın inan her yandan,
Bir an dahi ayrılmadın Sen hak yoldan.
Görmedik amelinde bir tek kusuru,
Mübarek yüzünde secdenin nuru
Fikri-düşüncesi sudan da duru,
Şad olmaz mı böyle insanın ruhu?!
İnan oğlun yaşıyor bu kalbimizde,
Ezber olmuş ismi hep dilimizde.
Mertliği, sabrı ve gayretiyle,
Silinmez iz bıraktı O hepimizde.
İhlas ve huzurla hizmet yapıyordu,
Büyük-küçük kimseyi hiç üzmüyordu.
Sanki o mazlum bakışlarıyla,
Ümmetin haline O yanıyordu.
Güzel teyzeciğim sabret azimle,
Şehid annesisin sevin, üzülme.
Rabbim sevmiş O'nu aldı yanına,
Sen de dua et O'nun ruhuna.
Zafer kazandınız siz bu cihadda,
Doğma oldu size garip diyarda.
Şimdi burda bulunuyor mezarımızda,
Seviyor herkes sizi Azerbaycan'da. |
26.4.99 Zehra Seyyid Azerbaycan
(Habibe Hocanın eliyle Emin Hoca'nın annesine çatacak.) 
|