HÜLYALAR VE HAYATLAR

 

Bir ışık süzüldü içeriye penceremden,

      düşüncemin penceresi aralanıverdi.

 

Kurulmuş bir dünyayı ve

      kurulmamış bir hayatı ben,

      o anda görüverdim, hissediverdim.

 

Işık; yumuşacıktı, çekiciydi,

      akıp gidiyordu... hayat adı altında.

 

Ben, onu ilk gördüğüm anda,

      yakalayıvereceğimi sanmıştım

      ve yakalayabilmek için atlayıverdim üzerine.

 

Sadece, gerçekten sadece yanılmışım.

      Hayat, bir pencereden,

      görmek değildi herhalde dünyayı.

 

Ya ne öyleyse?

      Niye yaratıldığını ve sebebini bilerek,

      dolu dolu yaşamaktı hayat.

 

Herhalde o ışık ve tek pencere,

      dünyayı görmeye yetmiyor.

Hayat adı altındaki ışık

      geldiği gibi pencereden süzülerek,

      benden uzaklaşarak dışarıya akıp gitti.

 

Giderken, geldiğinden hızlıydı

      ben onu yine hiç olmadığı gibi,

      herkesin yapabildiği gibi,

      yakalayamadım.

19.02.1992 Denizli-Bozüyük

(Tren yolculuğunda)