|
Bir ışık süzüldü içeriye penceremden, düşüncemin penceresi aralanıverdi.
Kurulmuş bir dünyayı ve kurulmamış bir hayatı ben, o anda görüverdim, hissediverdim.
Işık; yumuşacıktı, çekiciydi, akıp gidiyordu... hayat adı altında.
Ben, onu ilk gördüğüm anda, yakalayıvereceğimi sanmıştım ve yakalayabilmek için atlayıverdim üzerine.
Sadece, gerçekten sadece yanılmışım. Hayat, bir pencereden, görmek değildi herhalde dünyayı.
Ya ne öyleyse? Niye yaratıldığını ve sebebini bilerek, dolu dolu yaşamaktı hayat.
Herhalde o ışık ve tek pencere, dünyayı görmeye yetmiyor. Hayat adı altındaki ışık geldiği gibi pencereden süzülerek, benden uzaklaşarak dışarıya akıp gitti.
Giderken, geldiğinden hızlıydı ben onu yine hiç olmadığı gibi, herkesin yapabildiği gibi, yakalayamadım. 19.02.1992 Denizli-Bozüyük (Tren yolculuğunda) |