
AİLENİN KURULUŞU VE EĞİTİM
EĞİTİM PSİKOLOJİSİ (Doç Dr. ÖMER ÖZYILMAZ)
KONU: AİLENİN KURULUŞU VE EĞİTİM
1992-1993 Bahar Yarıyılı K.EMİN YETER Uludağ ün. İlahiyat Fak. 2/B 90/04
KONU PLANI:
A-Eğitim kavramının açıklanması
a)Eğitim nedir? b)Psikologlara göre eğitim
B-Aile Kavramının Açıklanması
a)Ailenin tanımı ve çeşitleri b)Ailenin kültürlü olması
C-İslama Göre Aile
a)Ailenin kuruluşu b)Aile içi ortam c)Sağlam bir aile
D-Ailenin Vereceği Eğitim
a)Küçük yaştaki eğitimin önemi b)Ebeveynin terbiye metodu c)Karşılıklı haklar ve görevler
E- Genel Bir Sonuç
EĞİTİM KAVRAMININ AÇIKLANMASI
a) Eğitim Nedir?
Eğitim, bireyin yaşadığı toplumda pratik değeri olan; yetenek, yönelim ve diğer davranış biçimlerini edindiği süreç toplamıdır. Yani eğitim bir süreçtir. Bu tanım genel-geçer hale gelmiş bir tanımdır. Bu tanım dışında şu şekilde de açıklanmaya çalışılmıştır:
-Eğitim, bireyin gelişmesidir.. -Eğitim, en geniş anlamda kültürün özümlenmesidir.. -Eğitim, amaçlara varmak için kenarları parmaklıkla çevrili bir yolu izlemeye benzer.. -Eğitim, sağlıklı, eğlence-dinlenme, üretim-tüketim, politika, kültür v.b. insanoğlunun her devirde ve her aşamada aldığı, etkilendiği uğraşlardır.. -Eğitim, eğitilmeme özgürlüğü adlı düşünceyi kırmaktır. -Eğitim, insanın bir yerden alınıp bir yere götürülmesidir.. Bütün bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere eğitimde insan, zaman, çevre ve amaç unsurları vardır. Eğitimin gayesi insanı topluma en yararlı kişi yapabilmektir.
Bu tanımlardan çıkan iki sonuç vardır..
a- Eğitim, bir gaye olmasa da, insan istemese de, etkileşme ile insanın bir yere varmasıdır.
b- Eğitim, insanın iyi bir gaye ile amaçlı olarak bir yere getirilmesidir.
Eğitim kelime olarak batıdan bize geçmiştir. Education: beslemek, yükselmek, düzey kazanmak anlamlarına gelen bu kelime değişmiş ve kullandığımız hale gelmiştir.
Eğitim, hem kişiliğe ve sosyo-kültürel dokuya hem dinamik bir sürece bağlı olduğu için toplumun üzerinde önemle durması gereken konudur. Zamanla da bu bilinç oluşuyor. Mesela eğitimin bir ilim olup olmadığı tartışılırken, şimdi kurallarıyla tam bir bilim olarak kabul ediliyor.
Eğitim çabalarının genel amacı, kuşkusuz yetişmekte olan çocukların ve gençlerin topluma, sağlıklı ve verimli bir şekilde uyum sağlamalarına yardım etmektir. Bu uyumun gerçekleştirilmesi için bireylerin kabiliyet ve yetenekleri kullanılır ve eğitim yoluyla en son sınıra kadar geliştirilir. Yani anlayacağımız üzere eğitim, insanı topluma kazandırmak gayesi ile insan ve çevre etkileşmesinin geçtiği süreç olup verici, mesaj, kanal ve alıcı dörtlü unsur ile bilgi geçişini sağlamaktır.
b) Psikologlara Göre Eğitim:
Bu bölümde bazı psikologların eğitime bakışlarını vererek konuyu açıklamaya çalışalım:
E.L.Thorndike eğitime şöyle bakıyor: “Eğitim, plastik maddelere şekil verme işi değildir. Boş olan kafaları doldurmak yada kuvvet oluşturmak da değildir. Eğitim başarısızlığı ortadan kaldırmak ve en yararlı formları seçmek üzere sağlıklı beden ve ruh hayatı için imkan sağlamak, arzulanan fikri ve duygusal uğraşıları uyarmak ve yöneltmektir.”
John Dewey: “Eğitim, yaşamın kendisidir. Eğitimin amacı kişisel yaşantı kazandırarak düşünceyi geliştirmektir. Her içsel yaşantı o anda süregelen tüm olayların bir parçası olarak ele alınmalıdır. Nedenler anlaşıldığı zaman bireyin çevresi ile olan ilişkilerini geliştirmek olanaklıdır.”
William James: “Psikoloji bir bilim, eğitim ise bir sanattır. Problem çözme iyi eğitim için önde gelen bir yetenektir.”
Bu açıklamalar da anlatıyor ki; eğitim sadece çevre yanında psikolojiyi çok sıkı bir şekilde ilgilendiriyor. Çünkü eğitim de insanın iç yönü, o ana kadarki hayatı çok mühim rol teşkil eder.
Psikologlar eğitimin önemini bildikleri için yaptıkları iş genellikle eğitimin en yüksek seviyede olması için ortamın en iyisini sağlama üzerine olmuştur. Psikologlar eğitimi ruhsal ve iç dünyanın en iyi şekilde gelişmesi olarak görürler ve duygu-zeka-sağlık ve geçmişi hep bu açıdan incelerler.
Eğitimin uygun ortamı sağlamak için psikologlarla dayanışma içersinde bulunması da bir zorunluluktur.
AİLE KAVRAMININ AÇIKLANMASI
a) Ailenin Tanımı ve Çeşitleri:
Aile klasik olarak toplumun en küçük temel taşı olarak tanımlanır. Bu tanım da materyalist bir düşünce ürünüdür. Evet aile maddi olarak böyledir ama bu kadar basit değildir.
Yine de önce bu aileyi maddesel olarak görelim. Toplumun temel taşı sayılan aile anne-baba ve çocuklardan oluşan yapı olarak da kabul edilir. Bu da zamanımızda görülen bir kriterdir. Aslında iki ayrı aile tipinden bahsedilir. Bunlardan oba usulü büyük aile; içinde anne-baba ve çocukları, dedeyi, nineyi, gelinleri ve torunları barındıran bir yuvadır. Yani ataerkil bir sistem. Diğeri de sadece anne- baba ve çocukların bulunduğu ortam. Değişik bir tabirle çekirdek aile. Zamanımızda gördüğümüz ve çağdaş olarak tanımlanan aile yapısı. Aslında aile ise insan unsurunun üzerine kurulan ve insanın hem ahiretini hem dünyasını Cennet yapacak bir yuva olmalı.
Şimdi de aile fertleri üzerinde biraz duralım.
Bizde aile insanı mükemmel ve mükerrem olarak yetiştirmek üzere ilahi fermanla kurulan bir mekteptir. Sevginin, saygının huzurun neş'et ettiği yerdir. Dede Korkut'ta ilk zamanlarımızda ailenin fertlerini ne güzel bir dünyaya oturtuyor ve nasıl güzelliklerle beziyor.
“...Hesap gününde Cuma güzel. Cuma günü olunca hutbe güzel. Kulak verip dinleyince ümmet güzel. Dizini bastırıp oturunca helalli güzel. Şakağından ağarsa baba güzel. Ak sütünü doya doya emzirse ana güzel. Sevgili kardeş güzel. Yan tarafta ev yanında dikilse gelin odası güzel. Uzunca çadır ipi güzel. Oğul güzel. Hiç birine benzemedi cümle alemleri yaratan ALLAH güzel ...”
Anayı, babayı, helalliyi, kardeşi, oğlu, kızı oturttuğu dünya ne güzeldir, Dede Korkut'un. eş olacak kadının ismi helallidir. Yani bir yuva İslâm'ın ölçüleri çerçevesinde kurulur ve yeni bir yuvada anne olan kadın helal bir dünyanın içine girer, ana olur. Ak sütü ile çocuğunu yetiştirir. Onunla güzelleşir. Cinsel boyutuyla değil, analık özelliğiyle kişiliğini bulur. Baba bir güç simgesi değil bir koruyucu bir yarımı bütünleyen unsur olur. İşte mükemmel bir aile de böyle oluşur.
Toplum açısından ise bu fertlerin şahsiyetleri ve görevleri belirli sınırlarla belirlenmelidir.
Baba evin reisidir. Evden mesuldür. Bu işin babaya verilmesinin sebebi ise erkeğin kadına göre bedence, kuvvetçe, sabırca, yetenekçe, cesaretçe, dirayetçe ve istikametçe üstün yaratılmasıdır. Tabii ki erkek bunları istismar etmemelidir. Baba, ailenin geçiminden sorumludur. Ayrıca evde huzurlu bir ortamı oluşturmak da onun görevidir. Baba, geçimini helal yoldan kazanmalı ve çocuklarını nasihatleriyle terbiye edip büyütmelidir. Bu onun görevidir.
Anne ise; ev içi ortamdan sorumludur. Esasen ihtiyaçları teminden çok çocuğun terbiyesi büyük bir şekilde annenin omuzlarındadır. Anne ayrıca kocasına itaat ederek evde bir tatsızlığa da meydan vermemelidir. İslâm'ın kadına verdiği haklar ortadadır. Anne bu haklarını dayanak olarak kullanarak topluma da faydalı olabilmektedir.
Çocuklar ise; evin neşesi, geleceğin bu ana açılan kapılarıdır. Onlar eğitilmek için anne-babaya bakan birer yavru, onlara bağlı olan birer uydu gibidirler. Eğitimleri ve terbiyeleri güzel yapılınca aileyi huzurlu, sağlıklı yaparlar.
Aile bütün bu fertlerin toplamıyla ve sosyal açıdan bakılınca tam bir toplum örneğidir. Aile sağlam olunca toplum yüce, aile çürük olursa toplum çöküntü içinde olur.
Aile önemlidir. Aile toplumun toplum olduğu zemindir, toplumun çekirdeğidir. Oradadır toplumun fihristi. Burada bir yapı bozukluğu varsa büyüyen ağaçtan cennet meyvası almak mümkün değildir. Bu çekirdekten zakkum büyüyecektir. Aile her toplumun ilk mektebidir. İlk erdemlerin alındığı ocaktır. Maddi değil manevi değeri olan bir yapıdır.
b) Ailenin kültürlü olması:
Ailede ne çok bulunması gereken özellik kültürlü ve şuurlu olmasıdır. Tabii ki bu bilhassa ebeveynde olacaktır. Ebeveynin kültür seviyesi ne kadar yüksekse ailenin ve toplumun seviyesi de o kadar yüksek olur.
Ailenin esası ve tek görevi olan eğitimi, ebeveynin iyi yapabilmesi için bilgili olmaları bir zorunluluktur. Anne çocuğuna Allah inancını ve edebi öğretecek bilgiye sahip olmalıdır. Babanın gayesi evden işe, işten eve, maddiyat yolculuğu yapmak değil, çocuklarını ve evini huzurlu kılmaktır. Bunun için iyi bir psikoloji bilmesi, eğitimden anlaması gerekir.
İslâm sağlam bir aile yapısı kurarken bu yapının temeline eğilmiş, kültürlü aileyi ve onun uyumlu fertlerini ortaya koymuştur. Mesela anne; çalışmaya niyet ettiğinde çocuğunun kreşte ne olacağını, nasıl sevgi ortamından noksan kalacağını göz önüne koyabilmelidir.
Baba; işinden gelip evde kazaklık yaparak, evin ortamının bozulacağını, eşine hep güleryüz gerektiğini, çocuğu topluma güçlü yetiştirmeyi bilmek zorundadır.
Anne – baba ve çocuklar, topluma uygun fertler olabilmek için aile olduklarının şuurunu kaybetmemelidirler.
C-İSLAM'A GÖRE AİLE
a) Ailenin Kuruluşu:
İslâm; toplumun ve gelecek neslin yetişmesinin sağlam olabilmesi için, işi tam başından, ailenin kurulmasından sağlam tutmaktadır. Sağlam aileye ulaşabilmek için ailenin esasını teşkil edecek olan karı- kocanın iyi meziyetlerle bezenmiş olmasını tavsiye etmektedir. Bunları tercih sebebi göstermektedir.
Nasıl ki bir binanın sağlam olması, temelinin sağlam olmasına bağlı ise milletleri teşkil eden ve cemiyetlerin temeli olan ailelerin de öylece sağlam ve mazbut olması lazımdır. Ailenin mazbut ve sağlıklı olması ise aile teşkilatını kuran erkek ve kadının İslâm ahlakı ve fazileti ile yetiştirilmesi lâzımdır.
İşte bundan dolayıdır ki İslâm aile teşkilatına pek büyük ehemmiyet vermiştir. İnsan neslinin temiz olarak yetişmesini, cemiyetin safiyetle devam ve bekasını sağlamak için nikahı meşru kılmıştır.
İslâm: aile yuvası kuracak erkek ve kadının nikah ile evlenmelerini, kurdukları yuvada karşılıklı sevgi ve saygı hisleriyle yaşamalarını, gerek ferdi, gerekse sosyal vazifelerini bilerek nizam ve intizam içersinde devamını sağlamalarını, birlik bağlarını koparacak, aile saadetini bozacak ve yuvayı yıkacak her türlü kötü hareketten sakınmalarını emretmiştir. Bundan gaye temiz bir kız ve oğlan çocuğu yetiştirerek cemiyetin devam ve bekasını sağlamaktır.
İslâm sağlam toplum için, nikah ile evliliği zorunlu kılmıştır. Aile de edebin ve ahlakın önde olduğunu her zaman hatırlatmaktadır. İslâm evlenecek olan eşlerde bazı özellikler aramaktadır ki bunlar yetişecek olan neslin sağlam ve düzgün olması için şarttır.
Erkekte aranan şartlar: 1-Müslüman olmalı ve bunu yaşayışında göstermelidir. 2-Nesepçe asaletli olmalıdır. Nesepte ve toplumun yapısında aşağıda olan erkek, asil bir kadına küfüv (eşit) olamayacağından neseben ve toplum yapısındaki derecenin denk olması gerekmektedir. 3-Ailenin geçimini temin edecek iş veya meslek sahibi olması gerekmektedir.
Kadında aranan şartlar: Bunlar şu hadis-i Şerif'te özetlenmiştir: “Kadın dört şeyi için nikah edilir; malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı için. Sen bunlardan dindar olanı araştır, bul; mesud olursun.” (Buhari, Müslim, Cüz:2 s:1086)
İslâm bütün bunları bir düzenlik ve saffet içinde isterken gelecek nesil için ailenin kuruluşundan sağlam yapı olmasını esas alır. Kurulacak ailenin fertlerinde; iman, şuur, eminlik, sadakat, kültür, amaç ve ahlaki güzellik gibi her iyiliğin bulunmasına özen gösterir. İslâm'ın iyi yaşanabilmesi için de aile ilk merkezdir.
b) Aile İçi Ortam:
Ailenin ortamı tek kelimeyle sevgi olmalıdır. Aile ortamı sevgi, saygı, şefkat ve dayanışma temelleriyle yükselmelidir. Birlik, gaye ve ileriye dönük emeller bir aile de ne kadar çok olursa aile o kadar çok sağlam olur.
Ailede baba güç simgesi yerine koruyucu oldukça, anne ev işleri yapan temizlikçi veya cinsi meta yerine; eğitimci oldukça, çocuklar sadece oyun oynayanlar yerine, evin çiçeği ve geleceğe güvenle baktıracak öğrenci oldukça, aile ortamı tam tadında ve en güzel şekilde oluşmuş demektir. En iyi aile ortamı bu ortam olacaktır.
Hz peygamberimiz (s.a.v.) buyurmuştur: “Kişi zevcesinin yüzüne baktığı vakit zevcesi de onun yüzüne bakarsa Allah her ikisine de rahmet nazarıyla bakar. Keza erkek hanımının ellerini avucuna alınca, o da zevcinin ellerini tutarsa parmaklarının arasından günahları dökülür.” (Ahmet Bin Hambel 6)
İşte mümin ailenin sevgi ortamı bu. Eller ve gözler helal bir ortamda buluşunca, onlara mükafat olarak Allah-u Teala rahmet bakışlarını lutfediyor. Onları kirlerden arındırıyor. Evlerine daha çok huzur ve saadet getiriyor.
Evet öyle bir ortam olmalı ki evin düzeninden yapısına, içinden dışına her şey fertlere muhabbeti, sevgiyi aile sıcaklığını yansıtmalı. Öyle bir ortam ki, anneler-babalar yaralı değil; sevinçli, mutlu ve huzurlu. Oğullar-kızlar çalınmış değil; öz benliğinde kutlu. Fertler neşeli ve geleceğe güvenli. Böylece müslümanın yüreği gibi sımsıcak bir yuva. İşte model bir aile ortamı.
c) Sağlam Bir Aile :
Bir gazeteyi okurken Amerika ve Avrupa'yla ilgili şöyle bir haber dikkatimi çekmişti:
“Amerika ve Avrupa da boşanmış kadın ve erkeğin yeniden evlenip oluşturdukları aile sayısında da süratli bir artış söz konusudur. Bunlara eklemli aile denilebilir. Amerika da çocukların %25 i böyle ailelerde yaşamakta ve çok ana-babalı çocuklar diye tanımlanmaktadırlar.
Normal aile yerine çağdaş batılı toplumların ürettiği “alternatif aile” modeller arasında Alvin Tofler şunları sıralıyor:
-Komün türü aileler,
-Eşcinseller arası evlilik,
-Sözleşmeli evlilikler,
-Aile kümelenmeleri ve böyle 86 tip aile.
Tofler, çekirdek ailenin başında dönen bu felaketlerin son derece tabii olduğunu, çünkü sanayi devrimi ile gelen ikinci dalga nasıl “Büyük aile”yi çökeltmişse, sanayi ötesi toplumla gelen üçüncü dalganın da çekirdek aileyi çökerteceğini ifade ediyor.”
Evet, okuduğum bu satırlar beni şaşırtmıştı. Gerçekten batı, büyük bir ailevi çöküntüye gidiyor. Bu satırlar da açıkça batının içine düştüğü aile buhranını gösteriyor. Açıkça belli ki batıda sağlam bir aile yok. Çünkü İslâm yok. İslâm'ın getirdiği sağlam, mümin, sımsıcak, tamamen sevgi-saygı ile yoğrulmuş bir yapı, bir yuva yok.
Gerçekten ailenin bir vasfı da onun sağlamlığıdır. Kişi, kendi çocukluk dünyasını meydana getiren yakınlarının millî, manevî, dinî değerleri bizzat yaşadığını görerek ve onları taklit ederek yetişir. İleride onun dindar, ahlaklı ve vatansever bir şahsiyete sahip olabilmesi, böyle bir aile ocağında yetişmesine bağlıdır. Böyle bir aile de ancak bütün değerleriyle sağlam bir yapı arzedebilen yuvadır.
Temeli helal, ortamı sevgi-saygı, fertleri kuşatan da iman olunca, böyle ailelerden oluşan toplum da sağlam ve güçlü olur. İşte bu toplum aranılan ve istenilen bir toplumdur. Bu toplum da aileler huzurlu toplum ise güçlüdür. Bu toplum ne çöker, ne de o aileler buhran geçirir. İşte bu aile sağlamdır. Geleceğe güvenle bakar. Çünkü her ağaçtan kendi meyvası yetişir. Bu bir Sünnetullah'tır.
D-AİLENİN VERECEĞİ EĞİTİM
a) Küçük yaştaki eğitimin önemi:
Aile ortamında yapılacak en önemli iştir; çocuğun eğitimi. Bu gerçekten çok önemlidir; geleceğin bütün büyük şahsiyetleri, fikirleri ve liderleri bu küçük yaştaki dimağda oluşmaktadır. Bu yavrucaklar iyi bir eğitimle ne kadar çok başarılı yapılırsa gelecek o kadar güvencededir.
Küçük yaştaki eğitimin önemli olması iki husustan dolayıdır:
Birincisi verilecek bu eğitimle karakter belirlenecektir. Yeni bir insan oluşmaktadır. Ve her şeyi ile bu insan aileden etkilenmektedir.
İkincisi ise eğitim sistemli olsa da olmasa da küçük yaştaki dimağda çok şey kalmakta ve bunlar hayat yaşandıkça gün yüzüne çıkmaktadır. Bundan dolayı anne-babaya büyük görev düşmektedir. Temiz, sağlam bir nesil yetiştirilmesi için anne-baba bütün gayretini, bütün mesaisini ve bütün emellerini buna adamak zorundadır.
Kişi Allah'a ve bütün insanlara karşı vazife şuurunu aile ocağında aldığı gibi, şahsiyetlerini oluşturan davranışları, kendisi ile bütün mahlukat arası ilişkiyi ve karşılaştığı problemleri nasıl çözeceğini hep aile ortamında öğrenir. Temiz, düzenli ve tutumlu olmayı, ağaçları ve hayvanları korumayı, güzel olan her şeyi sevmeyi, lider kafaya sahip olmayı hep yakınlarının telkinatı ile elde eder ve kendisine mal eder.
Psikologlar doğduğundan itibaren çocuğun ondört-onbeş yaşına kadar hep etkilenerek öğrendiğini isbat etmişlerdir. Hep bunu savunurlar ve ona göre eğitim planı çıkarırlar.
Ayrıca çocuk hayatının ilk yıllarında ailesine daha çok duygusal bağlarla bağlandığından onların telkinlerini kolaylıkla kabul eder. “Ağaç yaş iken eğilir.” Ata sözünün ifade ettiği üzere iyiyi, güzeli ve doğruyu mantıki zorluklara ihtiyaç duymadan ailesine bağlılığından ve onu yüce gördüğünden olduğu gibi kabul eder. Zaten çocuğu fotoğraf makinasına benzeten bir çok alim vardır.
Anne-babanın bilmesi gereken bir olay da çocukların yaşlara göre eğitiminin nasıl yapılması gerektiğidir. Çünkü çocuk belli bir yaşta sadece bazı kavramları anlamakta ve sadece öğrenebildikleri kendisine hitap eden bu bir kaç kelime olmaktadır. Ebeveyn bunun bilgisi içinde olduğunda çocuğunu daha iyi bir şekilde yetiştirme imkanını elde etmiş olur.
Eğitim de belki de en önemli olan unsur bu, karşısındakinin ruh haline, psikolojik durumuna göre hitap edebilmedir. Bilhassa çocuk buna daha fazla muhtaçtır. Çünkü o daha dünyayı yeni tanıyor ve bir çok şeyle yeni karşılaşıyor. Bütün bu önündeki engelleri aşabilmesi, onu anlayabileceği şekilde ona güven verebilmek ve ona hitap edebilmekle mümkündür. Yaşın öneminin farkına varılması ve ebeveynin bu konuda bilinçli olması gerekmektedir.
Görüldüğü üzere aile kişiyi istenilen ferdi ve içtimai olgunluğa eriştirmek için; bir çok şeyi göz önüne almalı ve mükemmel bir şahsiyete sahip kılmak için vazgeçilmez bir müessese olduğunun farkına varmalıdır.
Küçük yaştaki çocuk öyle saf öyle temizdir ki, sanki istenilen her şekile sokulabilecek bir hamur parçasıdır.
b) Ebeveynin terbiye metodu:
Yetişecek çocuğa her yönden yeterli terbiye ve eğitim verilmelidir. Bunlar üç ayrı bölüme ayrılır, bunları toplu maddeler halinde incelemeye çalışalım:
1- Ruhi terbiye, (İnsana, Allah inancını kazandıracak ve onu ahiret hayatına hazırlayacak olan terbiyedir.Yani dini terbiyedir.)
-Çocuğa ilk öğretilecek kelime; ALLAH olmalıdır.
-Çocuğa her zaman helal lokma yedirmelidir.
-Ebeveyn evdeki dini, ahlaki, ortamı en güzel şekilde ayarlamalıdır.
-Çocukların yaşlarına göre eğitimi belli bir çizelge ile belirlemeli ve bu uygulanmalıdır.
-Şükür, sabır, sadakat v.b. gibi çocuğun öğrenmesi lazım olan bütün ahlaki terimler öğretilmelidir.
-İslâm büyükleri öğretilmeli ve çocuğun bunları örnek almaları sağlanmalıdır.
-Yedi yaşına geldiğinde namaz kılmak, oruç tutmak ve ibadet nedir öğretmelidir ve bunlar fiiliyata geçirilmelidir. On yaşına geldiğinde artık en güzel şekilde dini vecibelerini yerine getirecek hale gelmiş olmalıdır.
2- İçtimai terbiye, (Hayatta yaşarken kendisine gerekli olan her çeşit davranışlardır. Çocuğu topluma kazandırmak için verilecek her türlü eğitimdir.)
-Çocuğu genellikle mükafatla eğitmelidir.
-Tembelliğe alıştırmamalıdır.
-Toplumda yaşayacağı anlatılmalı ve arkadaşlarıyla paylaşma, birlikte iş yapma kabiliyeti geliştirilmelidir.
-Nasıl yemek yiyeceği ve ev içinde nasıl hareket edeceği öğretilmelidir.
-Bir mecliste neler yapabileceği öğretilmelidir.
-Terbiye de nasihat yoluna baş vurmalıdır.
-Kötü arkadaşlardan uzak tutulmalıdır.
-Belli bir gelişme sağlanması için oyun oynamasına izin verilmelidir.
-Okula gönderilmelidir.
-İlk zamanlarında toplumdaki tüm davranışları kontrol altında tutmalı ve hataları kendisine anlatılmalıdır.
3- Ahlakî terbiye. (İnsanlar arasındaki davranışlarında mükemmelliğe götüren esaslardır. En çok dikkat edilmesi gereken eğitimdir. Toplum dindar olmayan bir insanı kabul eder ama ahlaken kötü olanı hiç bir zaman kabul etmez.)
-Çocuk ilk başta kendimize isyankar yetiştirilmemelidir.
-Onlara yapamayacakları emirler emredilmemelidir.
-Yanlarında kendi kusurlarımız sayılmamalıdır.
-Aşırı davranışlara izin verilmemelidir.
-Bütün ahlaki kurallar öğretilmeli ve çocuk terbiyeli, temiz ahlaklı yetiştirilmelidir.
c) Karşılıklı haklar ve görevler:
Bunlar iki kategoride inceleyebiliriz:
A- Karı–Koca Hakları:
Aile düzeni mevhumu, onun fertleri arasında hak ve görev münasebetlerini gerekli kılar. Aksi halde düzen bozulur, güçlü zayıfı ezebilir.
Karı ve kocanın karşılıklı haklarının çerçevesini Bakara Suresi'nin 228. ayeti vermektedir: “Erkekleri kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır.” Karşılıklı hakların denkliği yanında tek istisna kocanın aile reisi olmasıdır.
Bu reislik bir tahakküm değil, bir himaye ve düzeni koruma vasıtasıdır. Eve ve çocuklara karşı ortak sorumluluklar vardır. Peygamberimiz (s.a.v.) bir soru üzerine kadının kocası üzerindeki haklarını şöyle açıklamıştır: “Yediğin zaman ona yedirmek, giydiğin zaman ona da giydirmek, yüzüne vurmamak, hakaret etmemek, küsüp evi terketmemek.” ( Ebu Davud K. Nikah 41, İbni Mace)
Kocanın hakları ve kadının vazifeleri olarak da “Kocanın istemediği kimseyi eve almamak, izinsiz dışarı çıkmamak, meşru isteklerini yerine getirmek, yatağını terketmemek, gücü yettiğince hoşnut kılmaya çalışmak.” Sayılmıştır.
Ayrıca karşılıklı kusur ve aksaklıklar da sabır, tahammül ve iyi niyet esasdır.
B- Çocukla Ebeveyn İlişkisi:
Evliliğin meyvesi çocuklardır. Aileyi o devam ettirecek, ebeveynin defterinin kapanmasını o önleyecek, mal varlığı ona intikal edecektir. Şu halde çocuk ile ebeveyn arasında karşılıklı hukuki ve ahlaki münasebetler ve haklar vardır.
Çocukların Hakları:
Çocuğun nafakası, bakımı, terbiyesi, tahsili maddi yönlerle babaya, manevi yönleriyle de hem anaya hem babaya ait bir borçtur. Ana-babanın çocukları arasında fark gözetmemesi lazımdır.
Ebeveynin Hakları:
Çocukların ebeveynine sevgi ve saygı duymaları, sözlerini dinlemeleri ve muhtaç oldukları zaman onlara bakmaları üzerlerine borçtur.
Ahkaf Suresi 13. ayeti çocukların görevini ve bunun sebebini şöyle açıklamıştır:
“Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir; zira annesi onu, karnında güçlüklere göğüs gererek taşımış, onu acı çekerek doğurmuştur...” Yine İsra Suresi 23. ayette de çocukların ebeveyne davranışı hususunda şöyle bahsetmektedir:
“Rabbin yalnız kendisine tapmanızı ve ana-babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa onlara karşı (öf) bile demeyesin, onları azarlamayasın ikisine de tatlı söz söyleyesin.”
İslâm Dini'nin anne-babaya verdiği önemi şu hadisten de anlıyoruz. Cihadın birçok önemine rağmen cihad için izin istemeye gelen birisine Efendimiz (s.a.v.) soruyor:
“-Anan ve baban sağ mı?
-Evet.
-Onları hoşnut etme yolunda savaş. Senin cihadın onlara hizmettir.” ( Buhari K. Cihad 138, Müslim K. Birr 5)
Gerçekten ana-babaya saygı, onlara iyilik bir mecburiyettir. Bunun yanında onların da çocuklarını iyi terbiye etmeleri gerekir. Bu onlara borçtur ve kötü terbiyeden dolayı sonuçta hesap vereceklerdir.
GENEL BİR SONUÇ
Eğitim, dünya durdukça vazgeçilmeyen, insan oldukça iyi veya kötü olarak devam edilecek bir unsurdur. Bundan dolayı eğitimin önemini anlayıp insan bundan faydalanmalıdır.
Aile ise toplum demektir. Her şeyi ile gelecek hayat önde tutulmalı, huzur onda olmalıdır. Aile ortamı tam bir müslüman sıcaklığında olmalı, müslüman saygısıyla çevrelenmelidir.
Öyle bir ortam ki çocukları çiçektir. Ailenin tüm fertleri tam bir dayanışma içersindedir. Anne-baba çiçekleri besleyen toprak ve su, bazen de onlardan verim bekleyen çiftçi ve bahçıvandırlar. Herkeste bir huzur ve bir sevgi vardır.
Ailenin kuruluşunda temel prensip nasıl ki sevgi ise çocuğun yetiştirilmesinde de esas sevgidir. Çocuk hep bunun içersinde yetişecek ve sonunda cemiyete faydalı bir insan olacaktır. Bu sevgiyi ise küçükken ebeveyninden aldığı nasihatler sağlayacaktır.
Ebeveynin en büyük gayesi çocuğun iyi yetiştirilmesidir. Çocuğun terbiyesini iyi vermektir. Bunlar olunca da çocuk ebeveynine hep saygılı olacak, toplum hep gelişecektir.
İslâm, ailenin önemini tam kavramış bir din olduğu için; ailenin her merhalesinde eğitimi ona rehber, sevgiyi ona amaç göstermiştir. Ailenin kuruluşu her nassda geçmekte, sağlam bir aile için bütün zemin oluşturulmaktadır. Kurulan ailenin devamı olan çocuğun yetiştirilmesiyse İslâm'ın en çok önem verdiği konulardandır.
Eğitim ne kadar kuvvetli olursa, aile o kadar sevgi denizinde yüzecek, sevgi denizi ne kadar coşarsa toplum da o kadar huzur içinde yaşayacaktır.
KAYNAKLAR:
1-Eğitim Bilimlerine Giriş, Fatma Varış; 2-İslâm Ahlakı, Prof.Dr. M.Yaşar Kandemir; 3-Helaller ve Haramlar, Prof.Dr. Hayrettin Karaman; 4-Ruhi Çöküntü, Hamdi Gülal; 5-Frenk mukallitliği ve İslâm, İskilipli Atıf Efendi; 6-Sonsuz Biat , Ahmet Taşgetiren; 7-İslam'da evlilik ve mahramiyetleri, Osman Karabulut; 8-Çocuğun eğitiminde dini motifler, Dr. Mualla Selçuk
AİLE HAKKINDA KENDİ TESPİTLERİ
Aile sağlam olunca toplum yüce, aile çürük olursa toplum çöküntü içinde olur. (K.E.Y.)
---------------------
Aile ortamı sevgi, saygı, şefkat ve dayanışma temelleriyle yükselmelidir. (K.E.Y.)
---------------------
Temiz, sağlam bir nesil yetiştirilmesi için anne-baba bütün gayretini,
bütün mesaisini ve bütün emellerini buna adamak zorundadır. (K.E.Y.)
---------------------
Ailede baba güç simgesi yerine koruyucu oldukça,
anne ev işleri yapan temizlikçi veya cinsi meta yerine;
eğitimci oldukça, çocuklar sadece oyun oynayanlar yerine,
evin çiçeği ve geleceğe güvenle baktıracak öğrenci oldukça,
aile ortamı tam tadında ve en güzel şekilde oluşmuş demektir.
En iyi aile ortamı bu ortam olacaktır. (K.E.Y.)
Temeli helal, ortamı sevgi-saygı, fertleri kuşatan da iman olunca,
böyle ailelerden oluşan toplum da sağlam ve güçlü olur. (K.E.Y.)
---------------------
Ailenin kuruluşunda temel prensip nasıl ki sevgi ise,
çocuğun yetiştirilmesinde de esas sevgidir. (K.E.Y.)
---------------------
Eğitim ne kadar kuvvetli olursa, aile o kadar sevgi denizinde yüzecek,
sevgi denizi ne kadar coşarsa, toplum da o kadar huzur içinde yaşayacaktır. (K.E.Y.)

|