
MİHR GURUBU
GÜNÜMÜZ TASAVVUF HAREKETLERİ (Doç. Dr. Mustafa KARA)
KONU: MİHR GURUBU
1993-1994 Bahar Yarı Yılı
K. EMİN YETER -- Uludağ Ün. İlahiyat Fak. -- 3/B -- 90/04
MIHR GRUBU KONU PLANI:
1-Genel Bir BiIgi, 2-Osman Bey ile Görüşme, 3-Evronosoğlu ile Röportaj, 4-Avukat ile Görüşme, 5-Diyanet'in Raporu, 6-Basındaki Yerleri, 7-Sonuç, 8 -Ekler
GENEL BİR BİLGİ
Mihr Grubu merkezi Ankara'da olan tasavvufi bir teşkilat olarak ça1ışmaktadır. Genel anlamda kendi kuralları olan ve sistemli çalışan bir yapı arz etmekteler. Yani bir tasavvufi cemaat değil de dini hüviyetli bir teşkilat olarak ele alabiliriz.
Mihr Grubu şeyhleri İskender Evrenosoğlu tarafından 1960'lı yılların sonunda Denizli'de kurulmuştur, Denizli 1990'lara gelininceye kadar da merkezi özelliğini koruyordu. Mihr Grubunun ismi şu dört kelimenin baş harflerinden oluşturulmuştur: Medeniyet, İrfan, Hayır ve Ref.
Grubun iki şehirde dergahları var. Bunlar Denizli ve Ankara. Türkiye çapında fazla yaygın olmamakla birlikte Denizli de hayli etkili faaliyetleri ve üyeleri var.
Şaşırtıcı bir hareket de grubun basın ve yayında etkili oluşu. Mihr isminde aylık bir dergilerinin yanında Denizli'de yayın yapan bir radyoları ve televizyonları var. Ancak bu yayın çok etki1i ve kapsam1ı değil.
Genel olarak bu girişten sonra grubun şeyhiyle ve birkaç şahısla yapmış olduğum röportajlara geçmek istiyorum, çünkü bu grup hakkında daha objektif ve gerçek bilgileri bunlar verecek.
(MİHR GRUBU MÜRİDLERİNDEN VE TELEVİZYON EKİBİNDEN OSMAN BEY İLE)
Mihr grubundan herhangi bir şahıs ile görüşmek üzere Mihr TV'ye gittiğimde yetkili bir kişi olarak Osman Beyle görüşebildim. Genel anlamda kendi yapılarını anlatmakla geçen ve birçok ilginç yanları olan bu konuşma şöyle geçti;
"Mihr; Medeniyet, İrfan, Hayır ve Ref Kurumu. olarak kuruldu. Bütün İslami cemaatler gibi bizim de gayemiz insanların bu dünyada neden varoldukları bilgisine ulaştırmak. Şeyhimiz gerçekleri iletmek için Allah'ın bize gönderdiği bir elçidir. Hayatına çok dikkat eder. Bize de her an irşatta bulunur.
Bildiğiniz gibi Allah-u Teala insanları bu dünyaya gelmeden önce ruhlar aleminde yaratmıştır. Bu yaratmanın mahiyeti bize haber verilmiştir. Ancak bu yaratma olayının bir derin bir boyutu vardır. O da bu yaratmada Allah'ın (c.c.) insanlardan söz almasıdır. Allah (c.c) ruhları yarattığında orada bu dünyaya göndermeden önce cesetlerle birleştirmiştir.
İnsanın yapısı nefs, ruh ve cesetten oluşur. İşte Allah (c.c) bu şekilde yarattıktan sonra ruh, ceset ve nefsten kendisinin Rabliği, kendisine itaat ve ibadet konularında söz almıştır. İnsanların diğer mahlukattan üstünlükleri de buradadır.
İnsanoğlu orada verdiği sözü hatırlamak zorundadır. İşte insan bu sözü rasuller vasıtasıyla anlar, kavrar. Bunun için bunu hatırlatacak büyüklere ihtiyaç vardır. Bunlar eskiden vardı, şimdi de olmaya devam ediyor. Ayrıca önemli olan bir de şu nokta var. Ruhların bu dünyadaki en önemli vazifeleri Allah'(c.c.)'a râci olmaktır. Bunu bu dünyada başarabilen ruhlar ermiş olan zatların ruhlarıdır . Yani ruh bu dünyada Allah'a râci olmak için çalışmaktadır.
İstişare, istihare ve hacet namazını duymuş olman lazım. Bunlardan ikisi normal olarak insanın her an yapacağı şeylerdir. Hacet namazı ise biraz farklı. Bu namaz şu şekilde kılınır: -İki rekattır. Her rekatta 7 ihlas ve âyete'l-kürsi okunur. Namaz bittikten sonra secdeye varılarak bir mürşide bağlanmak istendiği bildirilir ve sağ tarafına doğru yatılır. Gece rüyanda Cenâb-ı Allah sana mürşidinin kim olduğunu gösterir. Bu tabii ki her insan için de geçerlidir.
Bizim yolumuza girecek bir kimse rüyayı da gördükten sonra şeyhimizin elinden öper ve onda şu yedi değişiklik görülür. Bunların olmasının sebebi ise, şeyhimizin başının üstünde nurdan bir halka vardır. Bu halka sultan nuru denilen bir halkadır. Şeyhimizin bize dahil ettiği kişiyi bu nur korur. Ayrıca şeyhimiz Allah (c.c.) ile bu nur sayesinde direkt konuşabilir. Allah (c.c.) ile konuştuklarını ise kendisine bağlı olanlara bildirir.
Bu yedi değişikliğin birincisi, kişinin o zamana kadar işlediği günahlar sevaba çevri1ir. Artık o kişi bundan sonra temiz bir hayat yaşar. İkincisi, kişinin işlediği bir sevaba karşılık ona yedi yüz misli sevap verilir. Bu da o kişinin ruhunun daha çabuk raci etmesi içindir. Üçüncüsü, kişi günah işlemekten korunur. Şeyhimizin başındaki sultan nuru sayesinde kişi günah işleyeceği zaman içine korku gelir ve o günahtan vazgeçer. Bu arada Osman Bey'in bir işi dolayısıyla konuşmamız yarıda kaldı ve devam edemedik
RÖPORTAJ (MIHR GRUBU ŞEYHİ İSKENDER EROL EVRENOSOĞLU İLE ...)
( Denizli'ye geldiğinde Mihr T.V.'de görüştük, Program öncesi olduğu için birkaç dakika konuşabildik.)
Ben: -Efendim, Mihr; grup olarak bir cemaat mi , bir tarikat mı?
Evrenosoğlu: -Biz bir tasavvufuz . Yani bu dinin ilk anından itibaren varolan ve insanları saran gerçek havanın yolcusuyuz. Tasavvufuz, çünkü gönül alemi bizim işimiz. Dinimizin getirdiği esas emirleri onlara ulaştırmaya çalışıyoruz.
Ben: -Halka açık mısınız, yoksa kapalı bir sisteminiz mi var?
Evrenosoğlu: -Kesinlikle kapımız halka tamamen açıktır. Yayın hayatında bulunmamız da bunu gösteriyor zaten. Bizim gayemiz bize verilen görevi yerine getirmek. İnanan insanlara tebliğ yapılmaz fakat gerçekler onlara hatırlatılır. Yani bu insanlara irşatta bulunulur. Bu insanlar kendilerine verilen gerçek vazifeleri unutmuş durumdalar. Esas farzları unutmuşlar, biz onlara bunları hatırlatacağız. Allah (c.c.) mirac olayı vuku bulduğunda şu gerçekleri de bi1dirmiştir :
İnsanların esas sorumlu oldukları üç farz vardır. Bunlarda irşad, zikir ve tezkiyedir. Bu üç vazifeyi müslüman olarak yaşayan halkımız bilmemektedir. İrşad, zikir ve tezkiye bütün inananların yapması farz olan vazifelerdir . Bunları anlatmak için halkla iç içe olmayı görev biliyoruz.
Ben: - Bildiğim kadarıyla Ercüment Özkan ile bir diyaloğunuz var . Bunun mahiyeti hakkında bilgi verebilir misiniz?
Evrenosoğlu: - Biz Ercüment Bey'le mücadeleye onun haksız saldırılarına cevap için başladık. Onunla mücadelemiz şahsımız için değildir. O, bütün şeyhlere sapık demekte ve tasavvufa çok fazla di1 uzatmaktadır. Diğer gruplar cevap vermese de biz onun haksız olduğunu açıklamaya devam edeceğiz.
Ben: -Tarikat içi yapı nasıl? Düzenli mi, seyr u süluk var mı? Tekke, cübbe v.b. ne kadar önemli ?
Evrenosoğlu: - Tam bir tarikat yapımız var. Tabii düzenliyiz. Silsilemiz, virdlerimiz var. Herkes çalıştığı ölçüde kazanır, bu genel bir kaidedir. Dergahlarımız var. Bir tarikat neye önem verirse biz de onlara önem veriyoruz. Gayemiz en güzel bir şekilde Allah' (c.c.)a kavuşmak ve sevenlerimizi kavuşturmak.
Ben: -Teşekkür ederim efendirn.
GÖRUŞME (AVUKAT CİHAN BAYKARA İLE GÖRÜŞMEMİZDEN BAZI CÜMLELER)
“-Bu grup hakkında söylenecek fazla birşey yok aslında. Çünkü tamamen sapık bir grup bunlar. Ne İslamiyetle ne de cemiyetle bağlantıları var. Benim bunlarla takışmama sebep bir davada bunların davacılarını savunmam. Sonra işler büyüdü. Yerel bir gazetede haklarında yazı yazdım. Sonra da onlar hakaretken dolayı bana dava açtılar. Bir avukata dava açmak akıl karı bir iş değil ama demek ki kendilerine güveniyorlar. Aslında sayıları bayağı çok. Böyle bir sapık yolda bunca kişinin gidişine şaşıyorum. İşimiz zor. Baş belası bir gruba çattık. Mahkemede her şey belli olacak.”
DIYANET'İN RAPORU
Diyanet Işleri Başkanlığı bu grubu yakından izliyor. Bununla ilgili olarak bir rapor hazırlamışlar. Denizli'de bu grubun faaliyet yerlerine yakın olan imamlara da bu rapor dağıtılmış.
Rapor, grubun şeyhi İskender Erol Evronosoğlu'nun kendisine Allah tarafından verildiğini iddia ettiği bir kitap hakkında. Rapor şu bölümlerden oluşuyor ve grup hakkında yeterli bilgi veriyor:
Önce Evrenosoğlu tanıtılıyor. Sonra Evrenosoğlu'nun kitabında kendisini nasıl tanımladığından bahsediliyor. Bu bölümün bir eleştirisi yer alıyor. Sonra Evronosoğlu'nun Allah'ı nasıl tanıttığından bahsedi1iyor. Bu iddiaların temelinden bahsedi1dikten sonra ise eleştirileri yapılıyor.
Raporun bölümlerine geçmeden önce yine rapora dayanarak kitap hakkında bilgi vermek istiyorum. Kitap "Risalet Nurları",adını taşıyor. 68 sayfadan oluşan kitapta "Anlaşmaz1ık, İnzal, Müjde ve Mehdi Suresi" gibi 21 bölüm var. Kitabın ön yüzünde ise "Itla-ıt Türk İskender kulumuza katımızdan ihsanımızdır" ibaresi bulunmakta. İlk sayfada da "Bu kitap Lehv-i Mahfuzda ümmü Kitab'ın içinde mevcut olup Kur'an-ı Kerim' den sonra dünyaya indirmekte olduğumuz ilk kitaptır" ibaresi yer almakta.
İskender Erol Evronosoğlu 1933'te İznik'te doğmuş. İstanbul Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu Banka ve Muhasebe bölümünden 1956'da mezun olmuş. KİT, Vakıflar Bankası ve Devlet Planlama da müfettişlik, müdürlük ve uzmanlık görevlerinde bulunup emekli olmuş. Şu anda Mihr Vakfı'nın başkanlığını yapmakta. Ayrıca tasavvuf hakkında bazı eserleri de mevcut.
Kitabında kendisini tanıtışı ise hayli ilginç:
-Kendisine Kur'an'dan sonra ilk kitap verilen kişi, -Mehdi olarak vazifelendirilrniş, -Belirtileri de sol omzundaki nur, sağ omzundaki sancak, belindeki kılıç ve kendisine verilen kitapla tanıtılır.
-İnsanlara verilebilecek ilmin bütünü kendisine verilmiş. Allah'ın (c.c.) Habibi. Hükümdarlık verilmiş. Şeytan, yanına hiçbir zaman yaklaşamaz. Hz. Muhammed (s.a.v.)'e imam olup namaz kıldırmış. İstediği an Allah'(c.c.)la konuşabilir. Sabır1ı, ölçüsü de arabayı kullanırken 80 km.yi aşmaması. Defalarca Allah (c.c.)'ı görmüş. Uçabilir, fakat kimse uçtuğunun farkına varmaz. Onikinci imam olarak görevlendirilmiş. Hay olan insanların en şereflisi. Tayy-ı mekan sahibi. Allah (c.c.)'nın kainattaki vekili ve halifesi. Cebrail kendisinin cesedine girmiş. Hata yapacağı zaman Allah (c.c.)'dan izin alarak yapıyor. Haccı da tayy-ı mekanla yapacak.
Anlaşılacağı üzere bu iddiaların hiçbirisi İslam'la bağdaşmamaktadır. Bunların hepsi de rahatlıkla Kur'an ve sünnetle çürütülebilir. Raporda da bu iddiaların çoğu için deliller gösterilmiş.
Ayrıca Allah' (c.c.)'ı da kitabında şu sözlerle anlatmakta: -Enerjı kütlesi, nur, iki boyutlu, sonsuz büyüklükte ve sonsuz küçük1ükte, kütlesinin her zerresi bütün hassalara sahip.
Bu iddialar, İslam'ın Allah inancıyla çakışan iddialardır. Diyanet bu iddiaların hepsine karşı delil göstermiş ve bu inançtaki bir kişinin kafir olacağını belirtmiş.
Evrenosoğlu iddialarına delil de getirmekte. Esas delili ise şu şekilde açıklıyor:
"Vahiy devam etmektedir. Hz. Muhammed (s.a.v.) nebilerin sonuncusudur, rasullerin değil. İşte bu yüzden rasuller gelmeye devam etmiştir ve edecektir. Şu kadar var ki peygamberler hem rasu1 hem nebidir. Ama her rasul peygamber deği1dir. Peygamber olmayan rasuller Allah'ın halifesi olarak kendi1erine vahy gelen ve irşad görevini yerine getiren rasullerdir."
Ayrıca bu, sözlerine son peygamberin Hz. Muhammmed (s.a.v.) o1duğunu belirten Ahzab Suresi 40.ayeti de deli1 olarak ileri sürmektedir. Çünkü bu ayette O'na göre "Hatemünnebiyyin " denilmektedir, bu söz içine ise rasul dahil değildir.
Rapor bu iddiaları yalanlamakta ve bu sözlerin hiç bir değeri olmadığını göstermektedir .
BASINDAKİ YERLERİ
Basında fazla bir yerleri olmamasına rağmen grup, her zaman İktibas dergisine konu olmak bakımından abone olmuş durumdalar. Kendilerinin Mihr dergileri ile de buna cevap vermeye çalışıyorlar. Ayrıca Denizli'deki radyo ve televizyonları da küçük çaplı bir çalışmaları. Hürriyet gazetesine kitap dolayısıyla alay konusu olarak giren haberlerinin dışında elime geçen bir iki gazete sayfasında da yer almışlar. Ayrıca Denizli'deki yerel Denizli Hizmet Gazateside aleyhlerinde yazı yazan başka bir ajans.
İki gazetenin başlığı ise dikkat çekici. Ortadoğu "Mehdi Ankara'da haberiniz var mı? " başlığını kullanırken , Özgür Gündem ise " Mehdi üç deli bir akıllı raporu ile geldi " başlığını kullanmış.
İktibas ise adli tıpın verdiği deli raporlarını her zaman kullanmakta ve grubu yakından takip etmektedir. Bilhassa "Risalet Nurları" adlı kitaba eleştirilerini her an ön planda tutmakta bu sayede de tasavvufa karşı daha fazla karalamalarda bulunmaktadır.
SONUÇ
İskender Erol Evronosoğlu, İslam'ın bugüne kadar arada sırada gördüğü, İslam'ı kullanıp bu çizgide olmayanlardan bir tanesi. Kullandığı alan da; Mehdilik, imamlık, vahiy alma, Allah'la konuşma ve onu görme konularında büyük miktarda karıştırılmış olan tasavvuf. Daha net belirtmek gerekirse en rahat yolu seçmiş. Çünkü tasavvufta bu tür olaylara kapı açık ve düşünce hürriyetindeki sonsuz özgürlük her fikri barındırabiliyor.
Ancak birçok aşırı yönü ile Mihr grubu oradan da dışlanacak halde. Mesela şeriat konularındaki dikkatsizlikleri büyük. Namazın yedi vakit olduğunu söyledikleri gibi her perşembe de oruç tutuyorlar.
Genelde bu tür faaliyetler, şeyhleri veya liderleri öldüğünde tarihe karışır giderler. Bu grubun bağlıları televizyon, radyo ve dergi aracı1ığıyla seslerini duyurmaya çalışsalar da onlara gösterilen tepki, gündemde ne kadar az yer işgal ettiklerini de göstermektedir.
Göz ardı etmememiz gereken bir kaç husus var. Bunların başında ise, böyle gruplar hiçbir zarar vermeseler de saf müslüman kitleyi sürüklemektedirler. Onların vasıtasıyla da İslam'ın saf inancına bir çok hurafenin girmesine neden olmaktadırlar. Benim isteğim; bu tür inancı bozucu faaliyetlere en azından İlahiyatların cevap vermesi ve halka gerekli olan bilgiyi vererek halkı aydınlatmasıdır. Çünkü zamanında cevap verilmeyen bu faaliyetler ileride içinden çıkılamayacak problemlere dönüşmektedir.
EKLER :
1- Diyanet İşleri Başkanlığının konuyla ilgili raporu; 2- Bir Konferans davetiyesi. 
|